Kurumlar için nesnelerin interneti

Birbirine bağlı cihazların (“nesnelerin”) sayısındaki ve bu cihazların ürettiği veri miktarındaki büyük artış, işletmelerin iş yapış biçimlerini kökten değiştirdi. Akıllı ürünler ve her zaman “bağlantıda ve açık” durumda olan “nesneler” sayesinde artık bilgiye inanılmaz kapsamda erişimimiz var. Bu gelişmelere bir de Büyük Veri, öğrenen makineler, yapay zeka ve blockchain gibi teknolojiler eklendiğinde, operasyon ve bilgi teknolojilerini bir araya getirerek daha akıllı cihazlar üretme ve uçtan uca dijital dönüşüm sağlama imkanına sahip oluyoruz.

Her “nesne” birbiriyle bağlantılı

Satın aldığımız ürünlerden kullandığımız ekipmana, otomobillerimize, iş yerlerimize ve evlerimize kadar her noktada, her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Endüstri 4.0 ve Nesnelerin İnterneti’nin evrimine tanıklık ediyoruz. Bu süreci artık günlük yaşamımızda da bire bir yaşıyoruz. Örneğin evlerimizde bulaşık makineleri ya da termostatlar; iş yerlerimizde imalat makineleri ya da ekipmanlar; seyahat ettiğimiz trenler, uçaklar ya da otomobiller “Nesnelerin İnterneti” ağının bir parçası oluyor.

Her “nesne” akıllı

“Nesneler” veri toplayıp birbirleriyle paylaşırken, biz de öğrenen makineler teknolojisi sayesinde bu nesneleri daha da akıllı hale getirmek için bu verilerden yararlanabiliriz. Örneğin, depo çalışanlarının yapay zeka teknolojisiyle işlerini daha iyi yapmalarını sağlayabiliriz ya da iş ve üretim süreçlerimizi iyileştirmek üzere 3D yazıcı teknolojilerinden yararlanabiliriz.

Her “nesne” anlık

Bu sürekli bağlantılı olma hali, gerçek-zamanlı işlemlerin yapılmasını da mümkün kılıyor. Tüketiciler olarak, istediğimiz her an, her yerde, her cihaz üzerinden sipariş verebiliyor, bu anlamda omnichannel teknolojisinden faydalanıyoruz. “Anlık” yaşayabilme imkanı sayesinde, siparişlerimizin teslimi konusunda da beklentilerimiz çok yükseldi.

Diğer taraftan, işe gittiğimizde de aynı gerçek-zamanlı sistemleri, kullanım kolaylığını ve bilgiye erişim olanağını elde etmek istiyoruz. Artık sadece gerçek-zamanlı kararlar için değil, bu kararları olabildiğince otomatik hale getirmek için de Büyük Veri’den daha fazla yararlanmayı talep ediyoruz.

Fakat Büyük Veri’yi analiz etmek üzere onlarca veri mühendisi istihdam etmek her işletmenin harcı değil. Olası sorunları belirlemek, gerçeğe dönüşmeleri durumunda bu sorunları çözmek, fırsatları görmek, kâr marjımızı artırmak ya da yeni iş süreçleri geliştirmek üzere öngörüye dayalı analizi ve öğrenen makine tekniklerini kullanmamız gerekiyor.

Her işletme “tüm nesnelere” bağlı olmak zorunda

Nesnelerin İnterneti, Büyük Veri açısından büyük bir zorluk yaratıyor. Çünkü veri, eyleme dönüştürebilir bir bilgiye evrilmezse, hiçbir anlam taşımıyor. Sadece kurumsal sistemlerimizden edindiğimiz verilere dayanarak hareket etmek doğru değil. Ürünlerdeki, tesislerdeki, filolardaki, altyapılardaki, pazarlardaki ve saha ekiplerindeki sensörleri kullanarak verilere gerçek-zamanlı erişmemiz gerekiyor. Hepsi bu kadar da değil. Örneğin, talebi gerçekten ölçebilmek için müşterilerin duyguları gibi yapılandırılmamış verilerden yararlanmalı, çevresel değişikliklerin iş süreçlerimiz üzerindeki etkilerini görmek için hava ve yol durumunu anlık takip etmeliyiz.

Nesneler ile insanları ve süreçleri birbirine bağlamak

Dijitalleşmenin temelinde, bir işletmenin tüm nesneler ile insanları ve süreçleri birbirine bağlaması yatıyor. Nesnelerin İnterneti çoğu işletme için yeni bir kavram değil; ama veriyi toplamalarına, depolamalarına ve görselleştirmelerine karşın, sonraki adımda ne yapacaklarını bilemeyebiliyorlar.

Dolayısıyla, işletmelerin mevcut uçtan uca iş süreçlerini dijitalleştirmenin yanı sıra dijital sistemde işleyecek yeni iş modelleri geliştirmelerini de sağlayacak yenilikçi çözümlere ihtiyacımız var. Nesnelerin İnterneti’nin sunduğu Büyük Veri’den daha iyi faydalanırsak, yeni iş süreçleri, yeni iş modelleri ve yeni çalışma ortamları yaratabiliriz.